İMAN NEDİR 2

stairway1

iman; neyi bilirsen bil, ne kadar bilirsen bil, hangi makama kavuşursan kavuş onun dahi hep ötesinin olduğunun kabulüdür. ilk bakışta çok benzer gibi görünseler de dogma ile iman çok farklı kavramlardır; hatta neredeyse zıt manalardır. dogmada belli bir noktada sabitlenmek ve donup kalmak vardır. iman ise seni hep daha ötesine davet eder. “iman gaybadır” sözünün anlamı da budur; yani ilminin ve basiretinin erişemediği yer sana karanlıktır. oraya ulaşsan bile hep daha ötesi olacaktır. bildiklerin bilmediklerine nispetle hiç hükmündedir.

“evet, biliyorsun ama o bilginin de üstünde bir bilgi var”
“evet, marifet sahibisin ama o marifetin de üstünde bir marifet var”
“evet, tevhidin bir mertebesini elde ettin ama onun üstünde nihayetsiz mertebeler var.(mutlak tevhid mümkün değildir).

iman sonsuza doğru akışın önünü açar; dogma ise tıkar. çoğu insanın iman diye bildiği şey kesinlikle iman değildir; kitleleri yönlendirmek için üretilmiş dogmaların benimsenmesidir.

dogmatiklik mutlakçılığı zorunlu kılar. o da zorbalığı, diktatörlüğü, insafsızlığı, acımasızlığı, kan dökmeyi gerektirir.

dervişlerin çok iyi anladığı bu gerçeği kurumsal dinin temsilcileri hiçbir zaman kavrayamamışlardır. onlar sana kuran’ı mutlakçı bir tarzda sunarlar. reddedersen veya yan çizersen silahlarına davranırlar. allah’ın sözüne karşı çıkanın kellesi gitmelidir diye düşünürler. derviş ise “senin bana sunduğun kuran değil, kuran’dan anladığındır ” der. o yüzden dervişler hoşgörülüdürler; zira iman sahibi oldukları için kuran’ı dahi anlamanın sonsuz mertebeleri olduğunu gayet iyi bilirler. bu yüzden kendi anlayışlarını zorbalıkla öne sürmezler.

dünyada ne kadar rezillik varsa dikkat edin hep dogmatikler elinden çıkmadır. öyle sinsi bir illettir ki bu; bir müddet sonra dogma karşıtlığı bile bir dogmaya dönüşebilir. zira kitlelerin yönetilebilmesi için dogmalara ihtiyaç vardır. onlardaki şuur seviyesi bunu gerektirir. avamda sırra hürmet olmaz. onların zihni çalışabilmek için kesin, net ve mutlak kabullere ihtiyaç duyar.

her gün bir yerden göçmek ne iyi,
her gün bir yere konmak ne güzel,
bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.

dünle beraber gitti cancağızım,
ne kadar söz varsa düne ait,
şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

buyurmuş büyük pirimiz. Evet, “bir günü bir gününe eş olan aldanmıştır”.